Sosyal Ağlar :

ŞEKER AMELİYATI ( DİYABET AMELİYATI ) ( DİYABETES MELLİTUS TİP2 )

ŞEKER AMELİYATI ( DİYABET AMELİYATI ) ( DİYABETES MELLİTUS TİP2 )

 

Diabetes mellitus (Diabetes: Yunanca "idrara geçen" ve Latince mellis = tatlı ya da bal), sıklıkla yalnızca diyabet olarak adlandırılan "temel sebebi" İnsülin salgılanmasının "eksikliğine" bağlı olarak  kan glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur.

 

ŞEKER HASTALIĞI'nın ( DİYABETES MELLİTUS ) SEBEPLERİ nelerdir?

 

Genellikle kalıtımsal ( aileden geçebilen ) ve çevresel ( ilaçlar, yiyecekler, enfeksiyonlar ) etkenlerin birleşimi ile oluşur.
Tüm diyabet vakalarının yaklaşık %1-5’ini yalnızca tek bir gendeki tek bir mutasyon (değişinim) sonucu oluşmuş monogen (tek bir genden kaynaklanan) hastalar oluşturur (örneğin, Gençlerde görülen erişkin tipli diyabette (MODY).

 

VUCUDUMUZA GİREN ŞEKER NASIL KANIMIZA KARIŞIR?

Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. 
Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan "insülin" hormonudur. Diabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan "yüksek kan şekerinin" yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

 

ŞEKER HASTALIĞININ ( DİYABETES MELLİTUS ) BELİRTİLERİ NELERDİR?

 

Belirtiler genellikle şekerin yüksek olduğu zamanlarda hissedilen belirtilerden oluşur.Bu belirtiler;
-Sususzluk 
-Halsizlik, durgunluk
-Sık idrara çıkma
-Baş dönmesi
Ve kan şekeri çok çok yükseldiğinde ŞEKER KOMASI denilen durum görülebilir.
 
Şeker hastalığı ( diyabetes mellitus ) tek bir hastalık olmadığı, oluşturduğu komplikasyonlarla birlikte "SENDROM" yani bir-hastalıklar bütünü-olduğu unutulmamalıdır. Kan şekerinin kontrolsüz yükseldiği durumların sonucu olarak etkilediği organların hastalıklarının bulgu yada şikayetleri de Şeker Hastalığı şikayetleri ile beraber görülebilmektedir.

 

ŞEKER HASTALIĞI ( DİYABETES MELLİTUS ) KOMPLİKASYONLARI NELERDİR?


1- KOMA ( hiperglisemik / ketotik ) 
2- KALP DAMARLARININ HASTALIKLARI ( tıkanıklığı )
3- ORGAN DAMARLARININ yada KOL BACAK DAMARLARININ HASTALIKLARI ( tıkanıklıkları )
4-BÖBREK BOZUKLUKLARI 
5-KATARAKT
6-GÖZ DAMARLARININ BOZUKLUKLARI-görme kaybı
7-ENFEKSİYONLARA ARTMIŞ DUYARLILIK
8-YARALARIN GEÇ İYİLEŞMESİ
9-ÖLÜ YADA DÜŞÜK DOĞUM

 

ŞEKER HASTALIĞI ( DİYABETES MELLİTUS ) TANISI NASIL KONUR?

 

Şeker Hastalığı (Diyabet) tekrarlayan ya da kalıcı hiperglisemi " kan şekeri düzeyinde yükseklik" ile karakterizedir. 

Teşhisi aşağıdaki ölçütlere göre yapılır;
1-Açlık plazma glukoz seviyesinin 126 mg/dL (7,0 mmol/l) ya da daha yüksek olması

2-Oral glukoz tolerans testi (OGTT) sırasında ağızdan 75 g’lık glukoz yüklemesini takip eden iki saat sonunda plazma glukozunun 200 mg/dL (11,1 mmol/l) ya da üzerinde olması

3-Hastanın hiperglisemi belirtileri göstermesi ve rastgele ölçülen plazma glukoz ( kan şekeri düzeyi ) seviyesinin 200 mg/dL (11,1 mmol/l) ya da üzerinde olması

4-A1C ≥ % 6,5

Alınacak herhangi bir pozitif sonuç, eğer ortada belirgin bir hiperglisemi yoksa, yukarıda sayılan testlerden birinin başka bir gün tekrar yapılmasıyla doğrulanmalıdır. Pek çok doktor hem ölçülmesinin kolay olması hem de yaklaşık iki saat kadar süren oral glukoz torans testiyle karşılaştırıldığında çok kısa sürece sonuç verdiği için sadece açlık kan şekerini ölçmeyi tercih eder. 
"Şu an yürürlükte olan diyabet tanımına göre" açlık kan şekeri değerinin iki kere 126 mg/dL (7,0 mmol/l) değerinden yüksek olması tip 2 diyabet için teşhis konulmasını gerektirir.

Açlık kan şekeri değeri 100 ile 125 mg/dL (6,1 ile 7,0 mmol/l) arasında olan hastalardaki durum “bozulmuş açlık glukozu” olarak tanımlanır. Ağızdan 75 g glukoz yüklemesini takip eden 2 saatin sonunda kan şekeri değerleri 200 mg/dL’yi geçmeyen ancak 140 mg/dL ya da üzerinde bir değere sahip olan hastaların ise “glukoz toleranslarının bozulduğu” kabul edilir. 
Bozulmuş açlık glukozu ve bozulmuş glukoz toleransı “gizli şeker” olarak da isimlendirilmektedir. Bu iki “prediyabetik” (diyabet öncesi) durumun ikisi de ama özellikle bozuk glukoz toleransı, hem diyabet oluşumu hem de çeşitli kardiyovasküler hastalıkların oluşması için ana risk faktörüdür.

Her ne kadar diyabetin teşhisinde kullanılmasa da, kandaki yüksek glukozun alyuvarlarda bulunan hemoglobine yaklaşık ( HbA1c ) %6 ya da daha fazla oranda geri dönüşümsüz olarak bağlanması (bu hemoglobine “glikozillenmiş hemoglobin” adı verilir ve HbA1c ile gösterilir) pek çok laboratuvar tarafından olağan dışı bir durum olarak değerlendirilir. 
Alyuvarların ortalama yaşam süreleri 120 gün olduğu için bu değerin ölçülmesi "geriye dönük üç aylık" ortalama kan glukoz değerlerinin tahmin edilmesi için kullanılır. HbA1c değeri ile ortalama kan glukoz seviyesi arasında pozitif bir orantı vardır. Başka bir deyişle, kan şekeri yükseldikçe glikozillenen hemoglobin miktarı da o oranda fazla olacaktır. 
Çok sayıda doktor, kan glukoz değerlerinin zaman içerisindeki değişimini takip etmek için, hemen diyabet teşhisinin başlangıcında bu testin yapılmasını isteyebilir. 
Şu an geçerli olan düzenlemelere göre diyabet hastalarının HbA1c değerinin %7’den düşük olmasını önerilmekte ve bu değer iyi bir glisemik kontrolün göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ancak öteki bazı kuruluşlar bu değerin %6,5 olması gerektiğini savunmaktadırlar (Pek çok hasta için, Uluslararası Diyabet Federasyonu (The International Diabetes Federation) ve Amerikan Endokrinoloji Enstitüsü %6½’tan, ve Amerikan Diyabet Birliği ise %7’den düşük değerleri önermektedirler). 
HbA1c değeri bu değerlerin altında olan diyabet hastalarında retinopati ve diyabetik nöropati de dahil olmak üzere diyabetin pek çok komplikasyonunun oluşma sıklığı anlamlı olarak azdır.Bu da bize kan şeker düzeyi kontrolü ne kadar iyi ise " komplikasyonların gelişme ihtimalinin o kadar az" olduğunu gösteren en önemli delildir.

 

ŞEKER HASTALIĞI ( DİYABETES MELLİTUS ) TEDAVİSİ VAR MIDIR?

 

İnsülinin 1921 yılında kullanıma girmesinden bu yana diyabetin tüm türleri tedavi edilebilmektedir ancak "kesin-yani-kalıcı bir tedavisi yoktur".
Kan şekeri düzeylerini düşürmek için günlük ilaç yada insülin yapılması gerekmektedir. İlaç yada insülin yapılmadığında ise " kan şekeri kontrolü " mümkün değildir.

ŞEKER HASTALIĞI ( DİYABETES MELLİTUS Tip2 ) KALICI-%100 yakın başarı oranları ile-BİLİNEN TEK TEDAVİSİ " İLEAL İNTERPOZİSYON " dediğimiz ameliyattır. Bu ameliyat Şeker Ameliyatı ( Diyabet Cerrahisi ) olarak bilinir ve Şeker Hastalığı için özel olarak geliştirilmiştir.Bursa ilinde Şeker Ameliyatı yani İleal İnterpozisyon ameliyatını çalışmakta olduğum hastanede tarafımdan başarı ile uygulanmaktadır. ( Bursa Şeker Ameliyatı İleal İnterpozisyon Ersun Topal ).

Tip 1 Diyabet ( DİYABETES İNSİPİTUS ) olarak adlandırılan ve vücutta "insülin yapılmaması yani kanda hiç İnsülin olmaması" durumunda görülen tipin tedavisinde İnsülinin şırınga, insülin pompası ya da insülin kalemleri ile enjekte edilmesi Tip 1 diyabetin en temel tedavi yöntemidir. 
Vücutta hiç İnsülin yapılmayan bu hastalar için Pankreasın İnsülin üreten "adacık hücre nakli" bir diğer tedavi seçeneği olup Türkiye'de Pankreas Adacık Hücre Nakli ile ilgilenen 2 merkez mevcuttur. İstanbul Üniversitesi'ne bağlı DİYAM ( diyabet araştırma merkezi ) ile Ankara Dışkapı Eğitim Araştırma Hastanesi Araştırma Merkezi sizlere bu konuda yardım olabilir.

Tip 2 diyabet ise ( DİYABETES MELLİTUS ) vücutta insülin az yada yeteri miktarda olsa bile vücuttaki diğer dokuların direnci ile oluşur. Tip 2 Diyabetes Mellitus'da tedavi diyet, antihiperglisemik (şeker düşürücü) ilaçlar ve insülin takviyesi ya da bunları bir arada kullanarak kontrol altında tutulur. Ancak bu ilaçları günlük almadığınız zaman kan şekeri düzeyiniz kontrol edilemeyecektir.

Diyabetin kendisi ve diyabette kullanılan tedavi yöntemleri pek çok komplikasyonlara (karmaşıklıklara) yol açabilir. Diyabet yani kandaki şeker düzeyi iyi kontrol edilmezse hiperglisemi, ketoasidoz ya da nonketotik koma gibi akut (ani) komplikasyonlar gelişebilir. 

Tip 2 Şeker Hastalığının ( diyabetes Mellitus ) Komplikasyonları nelerdir?
Hastalığın uzun sürede ortaya çıkan (kronik) komplikasyolarının başlıcaları ise; 
dolaşım sistemi (kardiyovasküler) hastalıkları (hipertansiyon, kalp yetmezliği ve ateroskleroz gibi), 
kronik böbrek yetmezliği (nefropati), 
körlüğe sebep olabilen retina hasarı (retinopati), 
çeşitli tiplerde sinir hasarları (periferik nöropati) ve 
yara iyileşmesini geciktiren ve impotense ( iktidarsızlık ) sebep olan mikrovasküler bozukluklar sayılabilir. Özellikle ayaklarda gelişen dolaşım bozukluklarının sonucu olarak ortaya çıkan yara iyileşmesinin gecikmesi, ampütasyon ile sonuçlanabilir. 
Diyabetin uygun şekilde tedavi edilmesinin yanı sıra, kan basıncı kontrolüne yeterince önem verilmesi ve hayat tarzının iyileştirilmesi (sigara içmemek ve kilo kontrolü yapmak gibi) bu kronik komplikasyonların pek çoğunun oluşturduğu riskleri azaltabilir. 
Bazı ülkelerde "travma (yaralanma) sonucu oluşmamış ampütasyonların" ana sorumlusu ve "yaşlılığa bağlı olmayan körlüklerin de en önemli sebebi" ŞEKER HASTALIĞIDIR ( DİYABETES MELLİTUS ). 
Amerika Birleşik Devletleri’nde " BÖBREK YETMEZLİĞİ SEBEBİ" ile böbrek diyalizi hastalarının yaklaşık %45’ini diyabetik nefropati ( Şeker Hastalığına bağlı böbrek hasarı )  hastaları oluşturmaktadır.

 

ŞEKER HASTALIĞI ( DİYABETES MELLİTUS ) ETKİLİ VE KALICI TEDAVİSİ NEDİR?

 

 

ŞEKER HASTALIĞI ( DİYABETES MELLİTUS Tip2 ) KALICI %100 yakın başarı oranları ile BİLİNEN TEK KALICI TEDAVİSİ " İLEAL İNTERPOZİSYON " dediğimiz ameliyattır. Bu ameliyat Şeker Ameliyatı ( Diyabet Cerrahisi ) olarak bilinir ve Şeker Hastalığı için özel olarak geliştirilmiştir. 1999 yılında Brezilya'lı cerrah De Paulo tarafından tıp dünyasına kazandırılmış ve ABD, Brezilya, Japonya, Hindistan gibi ülkelerde uygulanagelmiştir.

 

ŞEKER HASTALIĞINDA ( diyabetes mellitus tip 2 ) NASIL BİR AMELİYAT UYGULANACAK?

 

İleal İnterpozisyon ameliyatı kapalı ( laparoskopic ileal interposition ) yada açık cerrahi yöntem ile uygulanabilmektedir. İleal İnterpozisyon ( Şeker Ameliyatı ) öncelikle iştah kontrolü sağlamak için midenin Fundus kısmının çıkartılmasını takiben barsakların son kısmının ( terminal ileum ) barsakların başlangıç kısmına ( treitz 20-50.cm'ler arasına ) alındığı bir dizi prosedürün uygulanması ile gerçekleştirilir.
İleal interpozisyon prosedüründe " morbid obezite"  cerrahisindeki gibi devre dışı yada emilim dışı bırakılan barsak bölüm/bölümleri yoktur, yani "emilim bozukluğu" yapmaz, ömür boyu vitamin ve mineral hapları kullanımı gerektirmez.

İleal İnterpozisyon ameliyatı sırasında Anestezi Uzmanı tarafından bel bölgesinden uygulanan kateter ( epidural anestezi ) sayesinde karın bölgesinde ağrı sinyalleri bloke edilemeye çalışılır. Yani epidural anestezi ile " ağrısız cerrahi " mümkündür. Hastalar ameliyatı takiben 4. Saatte ayağa kaldırılır ve yürütülür, cerrahi takiplerinde problemi olmayan hastalara 3. Günden itibaren yapılan testleri takiben ağızdan yemek yedirilmeye başlanır.

 

ŞEKER HASTALIĞI AMELİYATI ( İleal İnterpozisyon ) SONRASINDA İLAÇ ve İNSÜLİNLERDEN NE ZAMAN KURTULABİLİRİM?

 

İleal İnterpozisyon ameliyatının hedefi hastanın Şeker Hastalığı süresi ile ilintili olarak 6 AY İÇİNDE ŞEKER HASTALIĞI İÇİN KULLANDIĞI TÜM İLAÇLARDAN ( oral antidiyabetik ) ve İNSÜLİNLERDEN, HİPERTANSİYON ve KOLLESTEROL İÇİN DÜZENLENEN TEDAVİLERDEN KURTULMASIDIR. Bu zaman zarfında ilaçsız ve insülinsiz kan şekeri regülasyonu ile birlikte HbA1C değerinin 6,5in altına düşürülmesi hedeflenir.

 

Op. Dr. Ersun TOPAL

0545 629LS

VKİ HESAPLAMA

E-bülten

E-posta Adresiniz

Gönder